ETKİLİ DİNLEME Neden pek çok ana baba çocukları tarafından “yardım istemek için başvurulacaklar listesi”nden çıkarılır? Neden çocuklar canlarını sıkan konuları ana babalarıyla konuşmaktan vazgeçerler ve bu konuları bir danışmanla konuşmak daha kolaydır? Son yıllarda psikologlar bu sorulara bazı yanıtlar buldular. Araştırmalara ve deneyimlere göre etkili ve yararlı bir ilişki için gerekli olan en önemli şey dinlediğimiz kişiye onu olduğu gibi kabul ettiğimizi hissettirmektir. Bunu hissettirmek için de kullandığımız iletişim diline çok dikkat etmek gerekir. Bazen anlatmak istediğimizle karşımızdakinin anladığı aynı olmayabilir. Anne babalar çocuklarını koşulsuz sevseler de çeşitli iletişim hatalarından dolayı çocuklar yanlış bir şey yaparlarsa sevilmeyeceklerini düşünebilirler. Peki, bunu nasıl önleyebiliriz? Kabul Dili; Kişi bir başkasını gerçekten kabullendiğini hissedip bunu iletebilirse o kişi için çok güçlü bir yardımcı olma niteliği kazanır. Kabul, karşıdaki kişinin büyümesini, gelişmesi, yapıcı değişikliklere uğramasını, sorunlarını çözmeyi öğrenmesini, gizil gücünü harekete geçirebilmesini sağlar. Kabul minicik bir tohumun içinde gelişip olabileceği en güzel çiçeğe dönüşmesine yardım eden verimli bir toprak gibidir. Çocuğu olduğu gibi kabul etmek de tohuma sunulmuş verimli bir toprak işlevi görmektedir. Onun gizil gücünü kullanıp en iyiye ulaşmasının yolunu açar. Ana babalar genellikle bir çocuğu olduğu gibi kabul ederlerse hep çocuk kalır diye düşünürler. Çocuğun ileride iyi olabilmesinin en iyi yolu şimdiki haliyle onu kabul etmediğimizi söylemek ve onu değiştirmeye çalışmaktır diye düşünürler ve çocuklarına eleştiri, yargılama, öğüt verme, uyarma, emir verme gibi çocuğun olduğu gibi kabullenilmediğini anlatan iletiler yollarlar. Bunun doğal sonucu olarak da çocuklar anne babalarıyla konuşmazlar duygu ve sorunlarını kendilerine saklarlar. Buna en iyi örnek terapist danışan ilişkisi verilebilir. Terapistler kendilerinden yardım istemek için gelenleri gerçekten kabul ettiklerini onlara iletirler. Böylece danışanlar davranış, düşünce ve duygularından ötürü yargılanmadıklarını hissederler ve kendileri hakkında her şeyi özgürce anlatabilirler. Kabul etme dili sayesinde çocuk kendini sevip kabul etme ve kendini değerli bulma duygusuna sahip olur. Bağımlı olmaktan bağımsız olmaya ve kendini yönetebilmeye doğru ilerler. Sorunlarını kendisi çözebilir ve çocukluk ve yetişkinlik dönemlerinin olağan hayal kırıklıkları ile baş edebilme gücüne sahip olur, annababalarının söylediklerini dinlemeye daha istekli olurlar, olumsuz duygularından korkmamaya başlarlar. Duygularını fark ederler. Ancak şunu unutmamalıyız ki ana babanın çocuğu kabul etmesi başka şey bunu ona hissettirmesi başka şeyidir. Şimdi bir deneme yapalım: Misafirleriniz vardır. Koyu sohbetin tam ortasında beş yaşındaki çocuğunuzun kendisiyle ilgilenmediğiniz için canı sıkılıyordur ve aniden hepinizden nefret ediyorum diye bağırmaya başlar. Böyle bir olayda vereceğiniz yanıtları yazın ve aşağıdaki başlıklardan hangisine uyduğunu bulmaya çalışın. 1. Emir vermek, yönlendirmek (hemen odana git), 2. Uyarmak, gözdağı vermek (onu yaparsan pişman olursun), 3. Ahlak dersi vermek (öyle davranmamalısın), 4. Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek (canın sıkılıyorsa git başka şeylerle oyna), 5. Öğretmek, mantıklı düşünceler önermek (canın sıkıldığında böyle yapmamalısın), 6. Yargılamak, eleştirmek, suçlamak (çok yanlış yapıyorsun), 7. Övmek aynı düşüncede olmak (haklı olduğunu düşünüyorum), 8. Alay etmek, isim takmak (çok şımarık bir çocuksun), 9. Yorumlamak, tanı koymak (sen bunu benim dikkatimi çekmek için yapıyorsun), 10. Güven vermek, desteklemek, avutmak (birazdan misafir gidecek senle oynayacağız), 11. Soru sormak, sınamak (neden bunu yapıyorsun), 12. Şakacı davranmak, konuyu saptırmak, oyalamak (aa bak burada ne var),
Eğer çocuğunuza bu yanıt türlerinden birini veriyorsanız onun sizi yanlış anlamasına sebep olabilecek bir iletişim dili kullanıyorsunuz demektir. Unutmayın ki çocuğunuzla yaptığınız her konuşmada aranızda inşaa etmekte olduğunuz yapıya bir tuğla daha koyuyorsunuz. Her ileti çocuğa onun hakkında ne düşündüğünüzü, bir insan olarak onu nasıl algıladığınızı anlatır. Mesela arkadaşının onunla oynamadığından yakınan çocuğunuza ona daha iyi davranırsan belki seninle oynar dediğinizde çocuğunuz şunları hissedebilir: “benim duygularımı kabul etmiyor bu yüzden değişmemi istiyor, bu sorunu kendi kendime çözeceğime güveni yok, bu olayda benim hatalı olduğumu düşünüyor,”
Peki başka nasıl tepki gösterebiliriz? Çocuğun duygularına yapıcı tepki vermenin yollarından biri kapı arayıcıları, konuşmaya davet eden kelimeleri ve etkin dinlemeyi kullanmaktır. Kapı aralayıcılar “anlıyorum, öyle mi, doğru mu, yaaa, hmmm , ilginç… “ gibi iletileridir. Bunlar dinleyenin yargı ve duygularını iletmezler ama çocuğun yargı ve görüşlerini paylaşmaya çağırır. Konuşmaya davet için: “bana ondan söz et, duymak istiyorum, senin görüşün ilgimi çekti, dinliyorum, bana her şeyi anlat, bu senin için önemli gibi gözüküyor” gibi cümleler kurduğunuzda çocuğunuzun size daha çok şeyler anlatacağını göreceksiniz. Yani top hep çocuğunuzda kalacaktır. Etkin dinleme de ise iletiyi alan, gönderen kadar aktiftir. Kişiyi anlamak için gönderilen iletiyi çözmek zorundadır. Mesela; çocuk anneye yemek ne zaman hazır olur diyor. Anne bu iletiyi doğru çözerse aç olduğunu anlar. Ama yemekten önce bir kez daha dışarı çıkıp oynamak istediği için bunu merak ediyor gibi bir çözümleme de yapabilir çünkü ikisi de birbirinin içinden geçenleri bilemezler. Bunun için çocuğun gönderdiği iletiyi anne ona yemekten önce dışarıda oynayacak zamanın olmasını istiyorsun diyerek geri gönderirse çocuğun düzeltme şansı olur. Etkin dinlemede iletiyi alan kişi(mesela anne)önce gönderenin duygularını ve ne anlama geldiğini anlamaya çalışır. Sonra bunun doğruluğunu sınamak için kendi sözcükleriyle gönderene geri iletir. Alan kişi geri iletmede kendinden bir şey göndermez. Yalnızca gönderenin iletisinden anladığını geri iletir. Etkin dinleme bir tür duygu boşalımına yardım eder. Sıkıntı veren duygular açıkça dile getirildiklerinde ortadan kalkarlar. Çocuklar bu yolla duygularını keşfederek sorunlarıyla baş edebilirler, kendilerine güvenirler ve bütün duygularını kabul edebilirler. En önemlisi bu iletişim şekli sayesinde anne baba çocuk arasında sıcak bir ilişki gelişir. Çocuk koşulsuz bir şekilde ebeveynleri tarafından sevildiğini hisseder. |